Guatr

Halk arasında yaygın olarak GUATR diye bilinen hastalık, aslında TİROİD HASTALIKLARI içinde sadece bir bölümü oluşturur. TİROİD de, imla klavuzunda TİROİT olarak yazılır, ses uyumu bunu gerektiriyormuş. Ama ben burada TİROİDden vazgeçmeyeceğim.

     Tiroid bezi, boynun ön tarafında, gırtlak kıkırdaklarının hemen altında başlayıp, nefes borusunun başlangıç bölümünü önden ve yanlardan kuşatan, kelebeğe benzer,  bir KALKANVARİ bezdir, o nedenle Türkçe'deki karşılığı "kalkan bezi"'dir. Normal koşullarda ne gözle görülür, ne de ele gelir.

 

   Tiroid bezi hayati hormonlar yapar. Triiyodotironin ( T3) ve Tetraiyodotironin (T4) tiroid hücreleri tarafından yapılır, tiroid bezi içinde saklanır, kana düzenli olarak salınır. Ağır akut bir hastalık, ağır yaralanma, gebelik gibi durumlarda,  bu hormonlar kana daha çok verilir. T3 ve T4 hormonları, vücudun metabolizmasını düzenlerler. Yani hücre içinde şeker ile oksijeni birleştirerek, yakarak, enerji üretimini sağlarlar. Enerji ise, hayatın vazgeçilmez ihtiyacıdır: Beyin fonksiyonları, kasların çalışması, kan hücrelerinin yapılabilmesi, hücrelerin yenilenmesi, iç organların düzgün çalışabilmesi, yediklerimizin kullanılabilmesi... tiroid bezinin bu hormonları düzenli olarak yapabilmesine bağlıdır.

 Tanı :

    Hekim önce hasta ile ayrıntılı bir konuşma yapar. Hastanın sıkıntılarını dinler: Nefes darlığı var mı? Sesinde bir değişiklik oluştu mu? Yutmada zorluk çekiyor mu? Kilosu artıyor mu? Azalıyor mu? Ellerinde titreme, kalbinde çarpıntı var mı...gibi soruların cevabını almaya çalışır.

    Sonra muayene eder hekim: Gözle görülen bir guatr var mı? Elle muayene eder. Ele geliyor mu? Geliyor ise yüzeyi düzgün mü? Nodüler mi? Yutkunmayla aşağı yukarı hareket ediyor mu? Nabzını sayar; dakikada kaç? Ellerini ileri doğru uzattırıp yandan bakar; ince bir titreme (tremor) var mı?

   Hastanın yakınmaları ve hekimin muayene bulguları bir ön fikir verir: Guatr yaygın bir büyüme mi gösteriyor? Yoksa nodüler mi? Nodül bir tane mi? Yoksa çok sayıda mı? Tiroid bezi fazla mı çalışıyor? Yoksa "tembel" mi?

    Bu ilk bilgileri edinen hekim kesin tanıyı koyabilmek için bir seri tetkik ister: İlk önce Tiroidin yaptığı T3 ve T4 hormonlarıyla, tiroidin çalışmasını düzenleyen hipofiz hormonu TSH'yı ister. Bu kan testleri, yapılacak bir "Boyun Ultrasonu" ile tamamlanır.

    Ultrasonografinin olmadığı yıllarda her hastada istenen "sintigrafi", artık sadece bazı özel durumlarda istenmektedir.

 

 Tiroid sintigrafisi : Siyah görünen yerler tiroidin normal dokusu. Sağ lob daha büyük. Sağ lobun içindeki girinti, Hipoaktif diye  bilinen "soğuk nodül".  Sintigrafide İyodu alıp işleyemeyen böyle bir "soğuk nodül" ya kanserdir, ya da kist. Bazen iyi huylu bir dejenere solid nodül de olabilir. O nedenle her guatr hastasında ultrasonografi yaptırmak şarttır.

 

 

    Tiroidit veya kanser şüphesi varsa başka bazı kan testleri daha istenebilir: Anti-TPO, Anti-Tg Antikor, Tiroglobulin...gibi.

    Yapılacak en önemli tanı işlemi iğne biyopsisidir (İİAB). Ultrasonda "solid" görünen bir nodül, hele ultrasonda sınırları düzensiz, içinde ince kireçlenme odakları da varsa, kanser olma ihtimalini taşır. Hele nodül 1.5 cm'den küçük olduğu için, ameliyat düşünülmüyor ise, o nodülün kanser olmadığından mutlaka emin olmak gerekir. Küçük nodüller ancak ultrasonla börülebileceği için, iğne biyopsisi işlemi, ultrason kontrolü altında, radyologlar tarafından yapılmaktadır. Ele gelen büyük bir nodülden iğne biyopsisini endokrinolog veya cerrah da yapabilir.

 

 Hastalıkları iki türlü olur :

1. Tiroid bezi büyür veya içinde nodüller oluşur = GUATR (morfolojik değişiklikler) veya

2. Yaptığı hormon miktarına göre çalışmasıyla ilgili hastalıklar ortaya çıkar (fonksiyonel değişiklikler).

 I. GUATR :

Tiroid bezinin büyümesi ya yaygın (diffüz guatr) olur, veya nodüllerle (nodüler guatr )olur.

     A. DİFFÜZ GUATR genelde genç erişkinlerde görülen tiroid bezi büyümesidir. T3  ve T4 hormonlarının az üretimine bağlıdır. Bu hormonlar dolaşan kanda az olunca, beyindeki hipofiz bezinden, daha çok hormon yapılsın diye tiroid bezini stimule eden (TSH ) hormon salgılanır.  TSH hormonu daha fazla hormon yapabilsin diye, tiroid bezesinde büyümeyi zorlar. Birçok defa bu yolla, yani hormon yapacak hücrelerin sayısının artmasıyla, yeterince T3 ve T4 hormonu yapılır. Bu sayede tiroid bezi fonksiyonunda bir azalma olmaz, ama boynun ön tarafında büyük bir tiroid bezi gözle bile görülür hale gelir.

 

Tiroid hormonlarının az yapılıyor olmasının sebebi çoğunlukla alınan gıdalardaki İYOT eksikliğidir. Bazen de alınan iyodun hormon haline gelmesinde iş gören enzimlerin eksikliği veya tahribidir. Lahana yiyen Karadenizlilerde guatrın sık görülmesinin sebebi, lahananın içindeki bir maddenin, iyodun hormon haline gelmesini sağlayan peroksidaz enzimini tahrip etmesidir.

 

Günümüzde bu tip "diffüz guatr"  büyük boyutlarda pek görülmemektedir. Ama 1987de 17 yaşındaki bir kızda çıkardığım böyle bir guatr 700 gram idi.

 

Tedavisi, farkedilirse iyotlu tuz vermekle olur. Eğer büyüme tiroid bezindeki enzim sorunlarına bağlı ise, hastaya bu bezin yaptığı T3 ve / veya T4 hormonları hap halinde verilir, TSH hormonunun gereğinden fazla salgılanması durur, böylece tiroid bezindeki büyüme engellenmiş olur, hatta  küçülme sağlanır.

 

Diffüz guatrın bir başka sebebi Basedow-Graves hastalığıdır. Burada sebep, beyindeki hipofiz bezinin salgıladığı ve tirodi büyüterek daha çok hormon yapılmasını sağlayan TSH hormonuna benzer bir maddedir. Bu madde vücut tarafından yapılır ve yapılmasını engelleyecek bir tedavi de yoktur.  Guatr bezinde meydana gelen aşırı büyüme, aşırı hormon yapımıyla seyreder. Tedavisi sonraki bölümdedir.

   B. NODÜLER GUATR : Gençlerde böyle başlayan diffüz guatr yıllar içinde dejenere olmaya, bozulmaya başlar. Hormon seviyelerindeki gelgitlere bağlı olarak büyümekte olan beze bozulur, bazı yerlerinde kistler (kistik nodül), bazı yerlerinde içi doku ile dolu şişlikler(solid nodül) oluşur. Buna  "nodüler guatr"  denir. Diffüz guatr tiroid enzim haplarıyla küçültülebilmektedir, ama nodüler guatra sebep olan kistlerin veya solid nodüllerin hapla tedavi şansı hiç yoktur. Ama bu nodüller de TSH hormonunun uyarıcı etkisiyle büyüyebileceği için, kanser olmadığından emin olduğumuz küçük nodüllerin büyümesini engellemek için T3 ve T4 hormonlarıyla tedavi uygulanabilir.

          Dev bir MultiNodüler Guatr, ameliyat sonrası. Tiroidin sağ lobu 17 cm boyunda. 58 yaşında erkek hasta, Y.Y.  Ameliyatını korku nedeniyle 7 yıl ertelemiş. Nefes almakta ve yutmakta zorlanınca bize geldi. Ameliyatta ve ameliyat sonrasında hiçbir sorun olmaksızın taburcu oldu. Patolojik incelemede kanser görülmedi. Hayatının çok daha keyifli hale geldiğini söylüyor.

 

Tiroid kanseri, tiroid içinde nodül şeklinde başlar. Bu nodül tiroid bezi içinde genellikle  tektir. Ama bazen multi-nodüler guatr (çok nodüllü guatr) içindeki nodüllerden biri kanser olabilir. Eğer tiroid bezinde tek bir nodül var ve hasta 30 yaşının altındaysa, hele bu hasta guatrın daha az görüldüğü bir erkek ise, saptanan nodülün kanser olma ihtimali %30 gibi yüksek bir ihtimaldir. Multinodüler, yani çok sayıda nodül içeren bir guatr sözkonusu ise ve hasta 30 yaşının üstünde bir kadın ise, burada kanser ihtimali %5 e kadar düşmektedir. Bu sözlerin özeti, genç yaşlardaki TEK NODÜL her zaman yüksek oranda kanser riski taşır. Tiroid kanseriyle ilgili daha fazla bilgi, ilgili bölümde mevcuttur.

II. TİROİD BEZİNİN FONKSİYON HASTALIKLARI :

Tiroid bezi, vücudun metabolizmasını ayakta tutan hormonları yapar. Kasların çalışması, alınan gıdaların yakılması, düşünme, barsakların  ve kalbin çalışması, vücudun kan yapımı ... gibi faaliyetlerin tümü, normal bir metabolizma ile mümkündür. Az çalışması Hipotiroidi, çok çalışması Hipertiroidi olarak bilinir.

   A. HİPOTİROİDİ ( "Guatr tembelliği") :  

Hipotiroidi halk arasında "guatr tembelliği" olarak bilinmektedir. Eğer tiroid bezi az çalışırsa, yani T3 ve T4 hormonları ihtiyacı karşılayamazsa, metabolizma düşer : alınan gıdalar yakılamaz, kişi aşırı kilo alır, alınan gıdalar yakılamayınca enerji üretimi düşer, kaslar güçsüz olur:

a. Hasta çabuk yorulur, kalp yavaşlar,

b. Barsaklar çalışmaz, hasta kabızlıktan ve şişkinlikten yakınır.

c. Hasta kendisini dinç tutamaz, TV seyrederken bile uyuyakalır.

d. Kansız olur, saçları dökülür, tırnakları kırılır,

e. Kadın hastanın adet düzeni bozulur.

f. Aldığı gıdaları yakamaz, harcayamaz. Yağ olarak depolar. Hasta kilo almaya başlar.

Hipotiroidinin en bilinen sebebi, bir bağışıklık sistemi hastalığı olan Hashimoto Hastalığıdır. Diğer sebepleri geçirilmiş tiroid ameliyatları ve boyun bölgesine uygulanan radyoterapiler ile  zehirli guatr ya da tiroid kanseri nedeniyle uygulanmış olan radyoaktif iyot (atom) tedavileri olabilir.

     HASHİMOTO HASTALIĞI : Genç yaşlarda başlayabilen bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Kronik tiroidit olarak bilinir. Yani yıllarca sürer. İnsanı mikroplara ve kanser hücrelerine karşı korumakla görevli bağışıklık sistemi, bir şekilde tiroid bezesinin hücrelerini de yabancı sanır ve zaman zaman saldırıya geçerek tiroid bezini tahrip eder.

Tiroid bezi, vücudu zinde tutan hormonları devamlı üretir, kendi içinde depolar, ihtiyaç olduğunda kana salgılar. Bağışıklık sistemi tiroid bezine saldırıp onu tahrip ettiğinde depolanmış hormonlar kana salınır. Geçici bir aşırı yüksek hormon düzeyi oluşur : çarpıntı olur, eller titrer. Kan testlerinde T3 ve T4 hormonları yüksek çıkar. Bu geçici tabloya bakılarak, tiroidin aşırı çalışmasına bağlı bir hastalık (hipertiroidi) var sanılabilir. Oysa bu, geçici bir durumdur. Hastanın yaşı ilerledikçe, bu saldırıların sayısı arttıkça, tiroid bezi tahrip olur, hormon yapamaz hale gelir. Kandaki T3 ve T4 hormon düzeyleri artık devamlı olarak düşük düzeydedir, buna reaksiyon olarak TSH hormonu düzeyi yükselirUltrasonografi ve Anti-TPO gibi bazı kan testleriyle tanı konulur. Tedavisi, eksilen hormonu yerine koymak suretiyle, yani hap şeklinde alınan  T3 ve / veya T4 hormonlarıyla yapılır.

     AMELİYAT VEYA RADYOAKTİF İYOT TEDAVİSİ SONRASI : Oluşumu şöyledir.

a. Ameliyatla ya tiroid bezi tümüyle alınmıştır veya çok azı kalmıştır. Yeterli hormon üretimi mümkün değildir.

b. Ya da, zehirli guatr da denilen hipertiroidi , radyoaktif iyot (atom) ile tedavi edilmiştir, bu nedenle iş görecek tiroid hücreleri tahrip olmuştur. Hormon üretimi ya azalmıştır, ya da durmuştur.

c. Bazen de daha çocuk iken yüz ve boyun bölgesine uygulanmış olan radyoterapi (ışın tedavisi) çocuk büyüdükçe etkisini göstererk hormon yetersizliğine sebep olur.

Her üç durumda da vücut kendi ihtiyacı olan T3 ve T4 hormonlarını yapamaz hale gelir.

Ameliyat veya radyoaktif iyot (atom) tedavisi sonrası hipotiroidi, hasta tedaviye uyum sağladığı takdirde görülmez . Hekim hastasına bu hormonları hap olarak verir. İlaç alınırken, yeterli dozu tayin etmek üzere zaman zaman kan testleri yapılır. Hasta bu aşamada uyum göstermezse, ilaç almaz veya test yaptırmadığı için yetersiz ilaç aldığı farkedilmez ise, hipotiroidi ortaya çıkar. Hipotiroidi tablosu gelişince, hasta kilo almaya, uyuklamaya, çabuk yorulmaya başlar. Bu tür tedavilerde, hastanın hekimiyle uyum içinde olması şarttır. Ameliyat veya atom tedavisi sonrasında guatr tembelliği, yani hipotiroidi ortaya çıkarsa, yapılacak tedavi T3 ve/veya T4 hormonlarını, kan testi kontrolleri altında, hap olarak vermekten ibarettir.

   B. HİPERTİROİDİ ( "Zehirli guatr") :

Halk arasında "zehirli guatr" denilen hastalık tablosudur. Kanda dolaşan T3 ve T4 hormon seviyesi, ihtiyacın üzerindedir. Dolayısiyle metabolizma artmıştır. Yenilen gıdalar enerji üretimi için hemen yakılır. Enerji üretimine yenilen gıdalar yetmez, vücuttaki yağ ve proteinler yakılmaya başlanır.

a. Hasta iyi yediği halde kilo kaybetmeye başlar.

b. Enerji üretimindeki fazlalık kaslarda fazla aktiviteye neden olur, bu yüzde kalp çok daha hızlı çalışmaya başlar. Normalde dakikada 60-80 kez vuran kalp, dakikada 90-120 kez çarpmaya başlar.

c. Bazen ekstra vuruşlar, çarpıntı şeklinde hissedilir.

d. Hastanın elleri sık frekansla, ince bir şekilde titrer.

e. Tüm duyu organları algıda hassaslaşır: kalabalık ve ses rahatsız etmeye başlar, kişi sinirli olur.

f. Barsaklar da daha hızlı çalıştığı için, hasta büyük apteste daha sık çıkmaya başlar.

g. Adet düzeni bozulur.

Tiroid bezinin aşırı hormon yapmasının belli başlı iki sebebi vardır :

1. Yukarda sözünü ettiğim Basedow-Graves hastalığı. Burada tiroid hücrelerini devamlı hormon yapsın diye uyaran bir madde vardır dolaşan kanda. Tiroid bezi diffüz olarak büyür. O kadar büyür ki, tiroid bezi, karşıdan bakınca bile görülür. İçinde nodüller yoktur. Başka bir yan etki ile, gözler de öne çıkar, irileşir, parlaklaşır ( Buna tıp dilinde "ekzoftalmi" denmektedir )

2. Tiroid içinde bir nodülün fazla hormon yapması. Bu nodül tek olursa Toksik adenom adı verilir. Ama bazen tiroid içinde çok sayıda nodül vardır ve bunlardan biri ya da ikisi fazla hormon yapmaktadır. Nodülün zehirli guatra yol açacak kadar hormon yapması onun büyüklüğüne bağlıdır. Genelde çapı 3 cm'ye ulaşan nodüllerin yaptığı hormonlar, zehirli guatr belirtilerini ortaya çıkaracak kadar çoktur.

    Hipertiroidi tedavisi : Hipotiroididde eksik olan hormonu yerine koymak yeterliydi. Ama zehirli guatr da denilen hipertiroidinin tedvisi için 3 seçenek vardır :

a. İlaç tedavisi. Zehirli gutrın birinci sıra tedavisi ilaçlarla yapılır. Hormon yapımını engelleyen bu ilaçlar ( ki, piyasada Propycil tablet ve Thyromazol tablet olarak varlar), gereken dozlarda verilerek zehirli guatra ait belirtiler yok edilir. Ama bu ilaçlar yıllarca kullanılacak ilaçlar değillerdir. Guatrı daha da büyütürler, mikroplara karşı koruyan bazı kan hücrelerinin yapımını durdurarak akut enfeksiyonların ortaya çıkmasına, mesela boğazın şişip ateşin  yükselmesine sebep olabilirler. O nedenle genelde ya ameliyata hazırlamak için kullanılırlar, ya da bazı özel durumlarda 1-2 yıllığına kullanılırlar. Kalp hızını düşürmek için de beta-bloker denilen, kalbi yavaşlatan başka ilaçlarla ( mesela ticari adıyla Dideral tablet ile) kombine edilirler.

b. Ameliyat. Kesin iyileşmeyi sağlayan yöntemdir. Her iki tip hipertiroidide uygulanabilir. Eskiden ehil olmayan ellerde, ses kısıklığı, ellerde kasılma gibi komplikasyonları olabiliyordu. Ama bugünkü bilgi ve tekniklerle bu asgariye inmiştir. Son yıllarda bir de "sinir probu" girdi ameliyathanelere, ki, bu alet kullanıldığında "ses siniri" ile ilgili bir sorun olmaması gerekir. Guatr büyük ve hipertiroidi varsa, hasta genç ise, ameliyat tercih nedenidir.

c. Radyoaktif iyot tedavisi. "Atom tedavisi" diye bilinen yöntemdir. İyot elementi, vücutta sadece tiroid bezi tarafından tutulur ve kullanılır. Buna dayanarak, fazla çalışan ya da kanserli olan tiroid hücrelerini tahrip etmek, yok etmek için "radyoaktif iyot" kullanılır. Radyoaktif hale getirilen iyot, tiroid hücresinin içine girdiğinde, o hücreyi içinden bombardıman eder, tahrip eder. Böylece hormon yapamaz hale gelir. Vücudun bu hormona yine de ihtiyacı olduğu için, T3 ve / veya T4 haplarıyla eksiklik giderilir.

TİROİD KANSERİ :

Tiroid kanserlerinin tümü, tehlikel kanser grubuna girmez. Öyle tiroid kanserleri vardır ki, basit bir guatr ameliyatından sonra yıllarca sorun yaratmaz. Ama az da olsa, öyle tipleri vardır ki, bazen hiçbir tedavi yöntemi etkili olmaz.

Her tiroid kanseri, tiroid bezi içinde bir nodül olarak belirir. Bu nodül bazen görülecek kadar büyük olur, bazen ise ancak boyun ultrasonografisinde saptanacak kadar küçük, yani 5-6 mm olur. 48 yaşında bir bayanda ultrasonla 5 mm boyutunda, kanser şüpheli bir nodül görüldü. Ameliyatını yaptık, ve tahlilde tiroidin iyi seyreden bir kanseri (papiller tiroid kanseri) olduğu meydana çıktı. Ama 16 yaşında bir erkek çocukta, son 6 ayda büyüyüp 9 cm'ye ulaşan bir tiroid kanseri de ameliyat etmiştim. Kanser boyundaki lenf bezlerine sıçrayarak onları da büyütebilir. Hatta bazen tiroid kanseri küçük olduğu için dikkati çekmezken, büyüttüğü lenf bezleri dikkati çekebilir. 29 yaşındaki bir bayan hastama teşhis, büyümüş olan lenf bezlerinden hareketle konulmuştu. 15 yıl kadar önce ameliyat ettiğim bu hasta halen sağlıklı ve mutlu iş hayatına devam ediyor. Bazı kanserler kemiğe sıçrar. Kemik metastazı o kemiği dayanıksız hale getirir ve ciddi bir darbe olmaksızın kırılıverir. Kırılan kemik omurga, kol veya bacakta olabilir. Hatta tanı bazen bu kemik kırığının ameliyatı sırasında alınan parçanın patoloji muayenesiyle konulur.

Tiroid kanserleri, radyoaktif iyot tedavisine ( atom tedavisine) hassas olan ve atom tedavisinden hiç fayda görmeyenler olmak üzere iki ana grupta toplanırlar. Buna göre şöyle bir sınıflandırma yapmak doğrudur:

1. Diferansiye tiroid kanserleri.

Tiroid kanseri ameliyat edilerek çıkarılmış olsa da, kanser hücrelerinin ameliyat sahasında, lenf bezlerinde, akciğerde veya kemiklerde kalmış olabileceğine inanılır. Radikal bir tedavi, ameliyattan sonra radyoaktif iyot ( atom) tedavisi de uygulayarak yapılır. Ama vücuttaki bu hücreleri iyot ile yakalayıp içinden tahrip etmek için, bu hücrelerin iyi-kötü, normak tiroid hücresi gibi çalışıyor olması, iyodu kan dolaşımından yakalayıp içine alması gerekir. Bu tip hücrelere tıpta "farklılaşmış = diferansiye" hücreler

 böyle hücrelerle oluşan kanserlere de "diferansiye kanserler" denir. Difereznsiye kanserler ameliyat + atom ile tedavi edildikleri için, elde edilen tedavi başarısı , diğerlerine kıyasla çok daha yüksektir. Bu şekilde iki ayrı tiroid kanseri vardır :

    a. Papiller tiroid kanseri. Gençlerde görülen kanser tipidir. Ama daha yaşlı kadınlarda da görülebilir. Kanla yayılmaz, lenf yollarıyla yayılır. O nedenle uzaktaki organlara, akciğer ve  kemiklere yayılmaz. Boyundaki lenf bezlerini şişiren kanser tipi budur. Tüm tiroid kanserleri içinde en iyi seyredeni, en uzun yaşama şansı vereni budur.

     b. Foliküler tiroid kanseri.  Genellikle 40 yaşlarından itibaren ve sıklıkla kadınlarda görülür. Lenf yolları ve lenf bezleri, yayılmak için tercih ettiği yol değildir. Ama daha kötüsü, kan ile yayılır. Kan ile yayılması demek, kanser hücrelerinin ameliyat oluncaya kadar kanla uzak organlara gitmesi demektir. Yukarda ifade ettiğim gibi, bu kanser bazen bir kemik metastazının neden olduğu kırığın tedavisi sırasında tespit edilir. Tedavisi, hücreleri normal tiroid hücresini taklit eden bir fonksiyona sahip olduğu için,  ameliyat + radyoaktif iyot (atom) tedavisi ile yapılır.

 

2. İndiferansiye tiroid kanserleri Anaplastikkanserlerin hücreleri, tiroid hücrelerinden kaynağını alırlar, ama iyodu işlemezler. Aslına hiç benzemedikleri için "indiferansiye" olarak adlandırılırlar. Bu kanserler, en kötü türdür. Tek iyi yanı, tüm tiroid kanserleri içinde en seyrek görülüyor olmasıdır. Kötü ve hızlı seyrederler. Radyoaktif iyot tedavisinden fayda görmez. Mümkünse tüm tiroid dokusu çıkarılmalıdır. Sonrasında geleneksel radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanabilir. Hem lenf yollarıyla, hem kan yoluyla yayılır. Hiçbir tedavi yöntemi, uzun süren bir iyileşmeyi ne yazık ki sağlamaz.

     Medüller tiroid  karsinomu : Tiroidin içinde, tiroid hormonu değil de, kalsiyum metabolizmasında rol oynayan "kalsitonin" hormonu yapan parafoliküler c-hücreleri vardır. Bu hücrelerden çıkan kanserler , tüm tiroid kanserlerinin %10'undan azını oluştururlar. Aynı diğer tirod kanserlerinde olduğu gibi, tiroid içinde nodül şeklinde belirir. Hem boyundaki lenf bezlerine yayılır, hem de kanla yayılır. Bazen sadece tirod içinde ortaya çıkar, bazen de bazı ailevi hastalıklar eşliğinde, başka organların tümörleriyle beraber ortaya çıkar. Diğer diferansiye tiroid kanserlerinden farklı olarak, tiroglobulin değil, bir tümör belirteci olan kan testi CEA (karsino embriyonik antijen) yükselir. Medüller kanser tanısı konursa, beyin ve böbreküstü bezleri de tümör açısından araştırılır. Tedavisi için boyundaki lenf bezleriyle beraber, tüm tiroid bezinin çıkarılması ile olur. Radyoaktif iyot (atom) tedavisinin bir faydası yoktur.

    Ameliyat komplikasyonları ve Sonuç:

    Tiroid bezi fonksiyonları nedeniyle hayati bir organdır. Çalışması çok farklı etkenlerin altında olup, kolayca etkilenmektedir. Fiziksel ve psikolojik stres halinde, gebelikte daha çok çalışması, daha çok hormon salgılaması beklenir. Huzurlu, sakin bir ortamda ise fazla çalışmasına gerek yoktur.

    Hastalıkları da çok çeşitlidir: basit büyüme (diffüz guatr), nodüllerle büyüme (nodüler guatr), iltihap (Hashimoto), kanser, az çalışma (hipotiroidi), çok çalışma (hipertiroidi) ... Tüm bu nedenlerle çok komplike bir organdır.

     Cerrahisi ise yakın zamanlara kadar korkulu rüyalar yaşatırdı hastalara da, cerrahlara da. Cerrahisinin en basit komplikasyonu ellerin , parmakların kasılmasıdır ( "tetani" ). Tiroid bezine yapışık duran, herbiri mercimek büyüklüğündeki "paratiroid bezleri", kalsiyum metabolizmasını düzenler. Ameliyat bazen çok sıkıntılı olur ve bu bezler de tiroid beziyle beraber çıkarılırlar. Parathormon yapılamaz ve kanda kalsiyum düşer (hipokalsemi), eller, parmaklar kasılmaya başlar. Neyse ki tedavisi zor değil: ilk günler kalsiyum hapları yeterli olur. Kasılma kalıcı ise, kalsiyumun emilmesini arttıran D-vitaminleri ömür boyunca ağız yoluyla kullandırılır.

    Hastaların çok korktuğu komplikasyon "ses kısıklığı"dır. Gırtlaktaki ses tellerini (cord vocalis) kasılı tutan, titreştiren ve ses çıkmasını sağlayan sinirler ( nervus rekurrens) sağlı sollu, tiroid bezinin çok yakınından geçerler. Bazen umulmadık derecede bitişiğindedirler. Hele hasta ikinci kez guatr ameliyatı oluyorsa, bu sinirler, yeniden büyümüş olan tiroid bezinin kısmen içinden bile geçiyor olabilir. Bu durumlarda sinirlerden birinin kesilmesi, gerilerek kopması gibi riskler vardır. Sinir tek taraflı kesilirse ömür boyu ses kısıklığı olur. Bazen gerilmeye bağlı , birkaç hafta içinde düzelen ses kısıklıkları da olabilmektedir. Ama hem sağdaki, hem soldaki sinir tam kopar veya kesilirse, işte o zaman ses telleri kapalı kalır, hasta nefes alamaz. Hastanın hayatını kurtarmak ve nefes almasını sağlamak için nefes borusuna boyundan bir yol açmak gerekir (Trakeostomi ). Bununda ileriki dönemlerde bazı cerrahi işlemler sonrası kapatılma ihtimali vardır.

 Ama tüm bu komplikasyonlar tiroid hastalarını korkutmamalı. Çünkü "bilgili" bir cerrah bu komplikasyonları bildiği gibi, ortaya çıkmalarını önlemeyi de bilir. Ve şükürler olsun ki, bu sözü edilen komplikasyonlar, var olan teknolojik aletler de ( örneğin "Sinir Probu") kullanılarak, en aza indirilebilmektedir.

                                                **************